Kadın ve Erkeğin Asırlar Öncesine Dayanan Çekişmesinde Son Bulgular?

Posted by Bengü Arslan on Eyl 27, 2009 in Köşe Yazıları |

genderKadınlar Hedefimiz Daha da İleri..

Kadın ve Erkeğin Asırlar Öncesine Dayanan Çekişmesinde Son Bulgular?

Genelde yazılarıma kadınların erkekler kadar başarılı olmalarının zorluklarına değinerek, daha çok çalışmaları gerektiğini vurgulayarak ve eşitsizlik kavramından bahsederek başladım. Ama araştırmalarımı yaparken ve gözlemlerim sonucunda olumlu ve güzel sonuçlara rastladım ve bunları da sizlerle paylaşmak istedim.

İlk olarak Amerika’da yapılan bir araştırmanın verilerinde rastladığım kadın ve erkeğin fiziksel  boyutundaki  değişimler beni oldukça şaşırttı. Evet,  kadınların boy ortalaması gittikçe uzuyor. Buna karşılık erkeklerin kas yapısı da zayıflıyor. Kadın ve erkek, belki de 2 milyon yıldır ilk defa fiziksel olarak birbirlerine bu kadar yakınlar. Peki, yıllardır süregelen bu gelişmeler sonucunda, erkek ve kadın bir noktada birleşecekler mi? Belki, ama hala bazı farklılıklarından söz etmek mümkün. İş fiziğe geldiğinde, erkek daha kuvvetli ama onların güçlü yapılarına rağmen, kadınlar daha uzun yaşıyor. Dahası, enfeksiyonlara ve kalp hastalıklarına (en azından 50′li yaşlara kadar) daha dayanıklılar. Bununla beraber, ağrılar karşısında savunmasızlar. Depresyon ve bağışıklık sistemiyle ilgili hastalıklara da daha çabuk yakalanıyorlar… Erkekler ve kadınlar farklı zamanlarda ve şekillerde hastalanıyorlar. Ama kadın,  yıllara daha dayanıklı. Erkeklere oranla altı yıl daha fazla yaşıyor. Dolayısıyla, ortalama ölüm yaşının 80′lerde olduğu düşünülürse, erkekler 74 yaşında ölüyorlar.

Erkekler mi daha kuvvetli?!

Erkekler kadınlara göre %30 oranında daha kuvvetliler. Ama söz konusu fiziksel faaliyetler olduğunda, kadın yorgunluğa karşı inanılmaz bir dayanıklılık gösteriyor ve doğurmak gibi olağanüstü stresli bir olaya katlanabiliyor.

Konsantrasyon?

İngilizler?in yaptıkları araştırma sonuçları da benzer nitelikler taşıyor; 13 yaşındaki kızlar, bir konuya maksimum 15 dakika konsantre olabiliyorlar. Erkekler içinse, konsantre kalma süresi ciddi bir problem: 5 dakika.

Yani şimdi erkekler daha mı akıllı? Erkekler boşuna sevinmesin!

Kadın ve erkek beyni arasındaki en çarpıcı farklılık nedir? Bir kadın tarafından yönetilen Danimarkalı bir grup bilim adamı, geçtiğimiz aylarda bu konu üzerindeki çalışmalarını tamamladılar. Sonuç enteresandı. Erkeklerin ortalama 23 milyar beyin hücresi var. Kadınlarınsa 19 milyar.

Aynı zamanda kilolar arasında da bir dengesizlik söz konusu: Erkek beyni ortalama 1 kilo 300 gram gelirken, kadın beyni 1 kilo 180 gram ağırlığında. Buraya kadar ilginç bir şey olmadığını düşünebilirsiniz. Ne de olsa erkek karaciğeri ve kalbi de kadınınkine oranla daha ağır ve büyük.

Kantite değil, kalite önemli!

Ama bu verileri bir soruyla birleştirdiğinizde endişe verici bir tablo çıkıyor ortaya: Yani şimdi erkekler daha mı akıllı? Erkekler boşuna sevinmesin. Çünkü bu sorunun cevabı hayır. Çünkü akıl, nöron sayısının fazla olmasına değil -ki bu sayı, erkeklerde doğal bir sonuç olarak daha fazla- bunların nasıl kullanıldığına bağlı. Yani herkesin anlayacağı bir dille, kantite değil, kalite önemli!

 

Davranışlar?

Burada erkek ve kadın gerçekten birbirlerinden çok farklı davranıyorlar. Alman doktor Kurt Freund’ün yaptığı araştırma bunu kanıtlıyor. Bu çalışmada Freund, erkeklere bir kadının direncini nasıl kırarsınız diye sormuş. Cevap, “Birkaç bardak içiririp” olmuş. Kadınların aynı soruya cevabıysa, “Kıskandırırım” şeklinde.

Kadın ve erkek her yönden birbirinden farklı? Bu yazdıklarımla bir erkek düşmanı olarak algılanmak istememJ Amacım sadece kadınların da üstün ve farklı yönlerini vurgulayarak aslında ne kadar sınırsız bir güce sahip olduklarının farkındalığını yaratmak ve daha iyi işlere imza atmaları konusunda motive etmek? Tüm bu kategorilerden ayrı tuttuğum dünyanın en akıllı ve güzel kalpli erkeğinin de buradan doğum gününü kutlamak istiyorum. O kim mi? Tabi ki babam :) Eee, annem gibi muhteşem bir kadın da ancak böylesine muhteşem bir erkekle evlenebilirdi?

Etiketler:,

Reply

Copyright © 2010 Bengü Arslan