Kadınlar pozitif ayrımcılık mı yoksa denge mi istiyorlar?

Posted by in Köşe Yazıları on Eyl 27, 2009

dengeKadınlar pozitif ayrımcılık mı yoksa denge mi istiyorlar?

Kadınlara, “pozitif” ayrımcılık geliyor?

Sivil anayasa taslağında “kadın”lara yönelik bir düzenlemeye imza atılıyor. Kadınlara, “pozitif” ayrımcılık geliyor. Taslakta, kadınlar, çocuklar, yaşlılar, engelliler ve korunmaya muhtaç kişiler lehine yapılacak düzenlemelerin eşitlik ilkesine aykırı olmayacağı belirtiliyor. Anayasa’nın yürürlükteki kadın ve erkek eşitliğini düzenleyen 10. maddesinde herkesin kanun önünde eşit olduğu ve devletin bu eşitliği yaşama geçirmekle yükümlü olduğu ifade ediliyor.

Peki ya bu kadar üzerinde durulan pozitif ayrımcılık kavramının açılımı nedir?
Sosyal, ekonomik ve politik alandan doğuştan taşıdıkları özellikler yüzünden dışlanmış azınlıkların dışlanmışlıklarını bir ölçüde azaltmak ve uzun vadede engellemek adına ortaya çıkan pozitif ayrımcılık kavramı, ayrımcılıktan kaynaklanan eşitsizliği, dışlanmış gruplara problemin kaynağına göre daha farklı haklar vererek çözmeyi hedefler.

İş dünyasındaki başarılı kadınlar gelecek nesiller için yeterince iyi örnekler oluşturuyor?

Pozitif ayrımcılığı savunmak yerine dengeyi sağlamaya çalışmanın daha anlamlı olduğunu düşünüyorum. Çünkü ?pozitif ayrımcılık?:  kadınların aciz olduğunu kabul edip birilerinin onlar için yolları ve kapıları önceden açması anlamına gelir. İş dünyasındaki başarılı kadınlar gelecek nesiller için yeterince iyi örnekler oluşturuyor. Çalışan, fedakârlık yapan, belli hedefler ve planlar dahilinde ilerleyip bunun gereklerini yerine getirenlerin ‘cam tavan’ gibi bir sendromla karşılaşmıyorlar. Türkiye’de çalışmak isteyen ve iş dünyasının kurallarını benimseyen bir kadının, sadece kadın olduğu için oyunun dışında bırakıldığını söylemenin haksızlık olur diye düşünüyorum.

 

Şirket çalışanları arasında cinsiyet dengesinin korunması için çeşitli stratejiler geliştirilmeli?

 

Şirket çalışanları arasında cinsiyet dengesinin korunması için çeşitli stratejiler geliştirmek zorunlu hale geldi. İşe alımlarda ve terfilerde esas kriterin performans olduğu söyleniyor. Kadınları teşvik etmek gerekiyor. Kadınlar, iş hayatında kariyer odaklı olmaktan ziyade, aileye sahip çıkan ve yöneten bireyler olarak yetiştiriliyor. Bu mantık genel iş kültürüne de yansıyor. Şirketler çocuk sahibi çalışanlarına özellikle okul öncesi bakım ve eğitim konularında destek verdikçe, kadın yönetici sayısı da artacaktır.

Kadın olarak ataerkil yönetimler içinde var olmak oldukça zor!

Kadınların üst yönetim kademelerine yükselirken bazı engellerle karşılaştıkları doğru. Ancak bu engellerin bazıları kadınların kafasındayken, bazıları da işverenin kültüründe yer alıyor. Kadının kafasında olan genellikle ‘Yapabilir miyim?’ sorusu. ‘Evlilik ve iş hayatını bir arada götürebilir miyim?’, ‘Çocuk ve iş hayatını birlikte başarabilir miyim?’ gibi sorular doğal olarak kadının kafasını meşgul ediyor, bazen de ciddi bir engel olarak karşısına çıkıyor. Eğer çalıştığı şirket destekleyici bir ortam sunuyorsa bu sorular azalır, yok olur. Ancak şirket kültürü destekleyici değil, hatta köstekleyici ise kadın iş hayatından ayrılıyor veya yükselme hevesini kaybediyor.
Kadının sesine ve sorunlarına daha yakın durmak gerekiyor?
Üniversite mezuniyet noktasından itibaren iş hayatına katılımı teşvik etmek, katılım sonrası destekleyici ortam ve kültürü yaratmak, yükseldikçe de gelişimi desteklemek kadınların istihdama katılımında büyük etki sağlıyor. Destekleyici ortam ve kültürle gelişim fırsatları herkese uygulanmalı, ama kadının sesine ve sorunlarına daha yakın durmak gerekiyor.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>