Asuman Kalkan- Yordam Danışmanlık
Asuman Kalkan; İnsan Kaynakları ve Yönetim Danışmanlığı alanlarının sayılı isimleri arasında yer alan başarılı bir kadın. Evet, cinsiyetini özellikle vurguladım, böyle güzel, başarılı ve güçlü kadınlar topluma çok iyi örnek olarak ?Kadınların Önlenemez Yükselişi?nde katalizör görevi üstleniyorlar?
Bize biraz kendinizden ve Yordam? dan bahseder misiniz?
1989 da Üniversite öğrenimim sonrasında çağdaş yönetim stratejileri uygulamacılarının hızla yaydığı bir yeni kavram olan ??Human Resources Managment?? uygulamaları ilgimi çekmeye başladı . MBA yapmaya karar verdim ve İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitisü bünyesinde ??Personel Yönetimi ve Endüstriyel İlişkiler??alanında açılan master programına başvurdum. Kabul edilmemi takiben çalışma yaşamından ziyade akademik kariyer de düşünerek tüm zamanımı bu alandaki çalışmaları ve araştırmaları incelemeye ve araştırmaya ayırdım ve iş arama konusunu birazda seçici davranmak ve iyi bir seçenekle buluşabilmek için epeycene öteledim. Tez aşamasına geldiğimde akademik kariyer ile profesyonel yaşam arasında tercih yapmaya çalışırken, MBA sınıfından bir arkadaşımın daveti üzerine dünya çapında bir Amerikan şirketine ilk iş başvurumu yaptım. Ancak ilk iş başvurumun ilk işim olacağını bende bilemezdim. Hala bu ülkedeki en şanslı çalışanlardan biri olduğumu düşünürüm. Doğru bir pozisyonda memleketin yetiştirdiği en iyi İnsan Kaynakları uygulamacılarının yönettiği bir ekipte pozisyon almak, yaşama ve iş yaşamına başka bir açıdan bakmamı seçiciliğimi geliştirmemi sağladı. Bugün yirmi yıl sonra iyi bildiğim bir işi iyi yaptığıma ilişkin iddiamın arkasında, her gününe hak ettiği özeni gösterdiğim epeyce başarılı sayılabilecek eğitim yaşamım, ailemin yüksek özgüvenli bir birey olarak yetişmem konusundaki gayreti, ilk işimde doğru ekiple buluşmam gibi pek çok etken var. Dünyadaki en iyi uygulamaların içinden çıktıktan sonra birde Londra da akademik yaşamın içinde bu deneysel birikime başa bir gözle bakma fırsatı bulduktan sonra bugün bile hala içselleştirmekte güçlü çekerim. Nasıl oldu da, bir holding çatısı altında da olsa Feodal bir Kurumsal alt yapıya sahip bir aile şirketine evet demiştim. Yine de 3 yıla yakın bir süre tüm iyi niyetim ve sabrımla denememe rağmen mutlu olmayı başaramadım. Vitrinde iyi duruyor olabilirdim ama tüketilemiyordum ve kimse daha iyi ile ilgili değildi. İstanbul? a geri dönmeye karar verdim. Bir hata daha yaptım. İdealist davrandım ve yine bir aile şirketine evet dedim. Son derece iyi çalışma koşullarına sahip İnsan Kaynakları Grup Müdürü unvanı ile bugün hala minnetle andığım mesleğimizin üstatları ile çalışma fırsatı buldum. Yakaladığımız sinerjiye rağmen kurum içinde akşamdan sabaha değişen politikalar ve uygulamaya ilişin gelgitler, keyfi uygulamalar, işimde daha kötüsü yaşamda hedef kaybetmemi ve ayrılma kararımı nedenledi. Şimdi tebessümle hatırladığım ama yaşamı başa bir gözle görmeye başladığım günler, şu an bir an bile dışında almayı düşünmediğim, bana edimi gerçekleştirme fırsatı veren Yordam?ı da beraberinde getirdi.
Yordam İnsan Kaynakları ve Yönetim Danışmanlık şirketi kimlere hitap ediyor ve ne gibi hizmetler sunuyor?
Yönetim ve İnsan Kaynakları Yönetimi süreçlerinin yeniden yapılandırılması, kurumsal yetkinliklerin belirlenmesi, İş Değerleme ve Kategorizasyon; Performans Yönetimi, Ücret Yönetimi Sistemlerinin kurulması, eğitim ihtiyaçlarının belirlenmesi, konularında danışmanlık ve proje hizmetleri, kalifiye insan gücü gereksiniminin karşılanması hedefine dönük olarak aday havuzlarının oluşturulması gibi konularda şirket içinde şirket gibi çalışan birim uzman ve danışmanları kanalıyla servis vermekteyiz. Kimlere servis verdiğimiz konusuna gelince 1998 yılından buyana 10 yılı aşkın birim zamandır her yıl ilk 500 den 150- 200 firmaya ve yılda toplamda her sektörden irili ufaklı 350-400 firmaya servis vermekteyiz. Faaliyet konusu değişir, birine aile şirketidir, aile anayasası ve kurumsal alt yapı çalışmaları yapabiliriz, diğerine eğitim bir diğerine istihdam desteği olabilir.
İK alanında ve uygulamada sizce ülkemiz dünya standartlarına göre nerede?
Çalışanlarını rekabet avantajı oluşturan bir kaynak olarak görebilen firmaların kendi bünyelerine, öncelikli hedefi müşteri memnuniyeti olan, yaratıcı ve ekip çalışmasını benimseyen çalışanları alması ve kişisel gelişimlerini sürekli olarak izlemesi ve desteklemesi gerekir. İnsan Kaynakları Yönetimleri, Şirketlerin geleceğe ilişkin hedeflerinin, mevcut yeterliliklerinin ve zayıf kaldıkları alanların tanımlanması; çalışanlarına, rekabet güçlerine, hizmet ve ürünlerine etki eden tüm faktörlerin uygun yönetsel araçlar yardımıyla analiz edilmesini gerektirir. Bu araçlar şirketlerin performans ve verimliliklerini yükseltebilmeleri için gerekli hedeflerin ve aksiyonların belirlenmesine yardımcı olur. Bizde nasıl? Bu konuda istatistikî veriler paylaşmam mümkün değil. Ancak içtenlikle organizasyonlarına değer katan ve kişisel sınırlarını zorlayarak işlerinde gerçekten çok başarılı olan, az sayıdaki meslektaşımızı tenzi ederek söylemek zorundayım. Standartları olmayan bir iş bu. Elbette böyle olmamalı ama sadece haklıyız (!) Hatırlar mısınız? 8-10 sene önce bütün cici kızlarımız halkla ilişkiler uzmanı olmak isterdi. Şimdi İnsan kaynakları uzmanı. İşverenlerin hayır diyemedikleri eş dostlarının çocuklarının cami avlusuna bırakılan çocuklar gibi departmanının önüne bırakılmalarını hiç konuşmayalım. İşiniz insan ise gerçekten sürekli gelişen bir donanıma sahip olmak ve entellektüel sermayenizi katkı sağlayacak kaynaklardan süreli beslenmeyi gerektiren bir iş yapıyoruz ve bu iş adanmışlık gerektiriyor. Dünya standardı diye bir şey var mı bilmiyorum ama bizdeki adar abartmadıkları ve dramatize etmedikleri kesin.
Sizin İK konusunda ülkemizi önümüzdeki 10 yıl içerisinde neler bekliyor, öngörüleriniz neler, İK 10 sene sonra şu seviyede olur diyebiliyor musunuz?
Cevabı olmayan bir soru. Yeni ekonomi modellenmeden ve yenidünya düzeni tanımlanmadan alan onulmaması yapamayız. Ama kesin olan şu, hızla değişeceğiz. İş yapış şekillerimiz, rol ve sorumluluklarımız değişecek ve organizasyonların rutini içinde kaybolmak yerine business ?i leed etme becerimizi geliştirmezsek ivme ve pozisyon kaybedeceğiz. Ülkemizde 3 sene sonrası da 5 ya da 10 sene sonrası da dış dinamiklerin etkisinde şekillenir.
?Başarının kadını erkeği yoktur.?
Bir kadın girişimci olarak özellikle Türkiye?deki önyargılardan ötürü ilerlemek çok daha zor. Siz, kendinizi ispat etmiş bir isim ve örnek bir kadın olarak kadınlara bir mesaj vermek ister misiniz?
Hep ne istediğimi bildim ve bunun için gerekli azim ve sebatı gösterdim. Genel olarak hedef kaybetmeyen biraz inatçı bir tipim. Kararlarım ve tercihlerimdeki tutarlılık ve kişisel özgürlük alanıma müdahale edilmesine müsaade etmeyişim, beni sonuçlarına katlanabildiğim doğru ve yanlışlar ile buluşturdu. Bu ülkede gençler arasında genel kanaat desteklenmeden iyi bir iş bulunamayacağı, iyi bir pozisyon alınamayacağı, vs. yönündedir. İyi bir işte çalışmayan başaramayan herkesin bahanesi torpilim yoktur ya da torpilliler önden gidiyor şeklindedir. Bir iki kötü örneğe sığınarak, bu yalana insanlar nasıl kendilerini bu kadar kolay inandırırlar. Gerçekten anlayamam. Başarının kadını erkeği yoktur. Kişisel donanım ve sürekli öğrenmeye açık bir kişilik yapısı, yüksek özgüven, sebat başarıyı beraberinde getirmekte. Eğer siz gerçekten iyi iseniz bunun fark edilmesini de sağlayabilirsiniz. Başarımızı hedeflerimizle gayretimiz arasındaki korelasyon başarımda belirleyici olan. Kaderci olmadan, yeterince çok çalışan ve özveride bulunan her koşulda fark edilir. Bence insan şansını kendi yaratır, kaderini de kendi yazar. Kimseye çamur atmayalım. Çalışmaktan başa çıkışımız yoktur. Bir de olabildiğince deneyim paylaşımı yoluyla rol model olmak, iç enerjimizi ve motivasyonumuzu arttıracağından, gençlerle olabildiğince sık buluşabilir ve karşılıklı öğrenmenin ve yarına yaklaşmanın keyfini yaşamanızı öneririm.