Toprak Sergen: 1O parmağında 10 marifet..
?10 parmağında 10 marifet?
En büyük ideali: Aya gitmek…
Bengü Arslan – İnternet sitenizde eski Çin?de 9 ayrı yerde 9 ayrı isimle kendini yeniden yaratan bir ressamın öyküsünden bahsetmişsiniz. Merak ettik, bize de biraz bahseder misiniz?
Toprak Sergen – O çok güzel ve inandığım öykülerden biridir. Adam 9 ayrı Kantonda 9 ayrı isimle kendini yeniden var ediyor. Her seferinde o kadar, bir öncekine benzemeyen tarzda bir şey yaratıyor, insanlar onun bambaşka biri olduğunu algılar ve zanneder hale geliyor. Değişikliğin, değişkenliğin ve benzememenin bu kadar iyi bir örneği olabilir mi? Bir işi yaparken, bir başka iş daha yapabilirsin ama aynı şeyi 9 ayrı seferde ve 9 ayrı disiplinle yapmak çok apayrı ve olağanüstü saygı duyulacak bir şey bence? Ailelerimiz eğitimimizde çocukluğumuzdan beri hep bir hata yapıyorlar ve bizi tek bir alana yönlendiriliyorlar. Yani aile, kendi isteğine göre ?benim yavrum mühendis olacak? gibi dayatmalarla, o tarafa doğru doğru yönlendirir. Rahat bıraksalar, belki çok farklı bir şey olacak. TRT çocuk kulübündeyken, Hikmet Şimşek isminde bir koro şefi vardı, asıl mesleği doktorluktu. Bir türlü çözemediler; ?bir doktor nasıl koro şefi olabilir?? diye? Neden olmasın? Bir insan hem doktor, hem koro şefi, hem de futbolcu olabilir. bizde bu yönlendirme yüzünden, insanlar bir türlü anlayamıyorlar. Albüm çıkarttığım zaman da aynı sıkıntı oldu. ?Aa siz albüm mü çıkarttınız? Peki, aldınız mı böyle bir eğitim?? diye sordular. Peki ben oyunculuk okulu niye okudum? Oyunculukta şan dersi var, dans dersi var? Üstelik illa ki belli bir KARİYERDE kalmak gerekmiyor. Oradan hareket edip, sadece zevk veya kendini denemek ve öğrenmek , o kategoride ne olduğunu anlamak için yapabilirsin BİRŞEYİ. kendimi dekatloncuya benzetiyorum. Mesela; ?Televizyon programında isminizin önüne ne yazalım?? diye soruyorlar. Ben de ?Hiçbir şey? diyorum. Adım Toprak, soyadım Sergen. Beni oyuncu, sunucu gibi sıfatlarla kodlamayın LÜTFEN. ne bunların herhangi biriyim, ne de hepsiyim. Karşımdaki insan beni nasıl algılıyorsa öyle algılasın. bu, daha demokrat ve daha özgürlükçü bir bakış açısı bence.
Bengü Arslan – Babanız da tiyatrocu. Ama sizin tiyatrocu olmanızı istememiş. Siz nasıl yöneldiniz bu mesleğe?
Toprak Sergen – Sahneye çıkma fobisi, bende hiç olamadı. Çünkü ÇOCUKKEN bana göre, bizim evin bölümleri; mutfak, yatak odası, salon ve sahne FİLANDI. Çocukluğumdan beri hep sahnenin üzerindeYİM. Oyun alanlarımdan biriydi sahne ve dolayısıyla bende hiç böyle bir refleks gelişmedi. Babam; ?Olacaksan en iyisi ol. Bu çok zor bir meslektir ?diyordu. Ama ona katılmadığım bir yer var . Dünyanın en zor mesleği tiyatroculuk değil Kİ. Bütün meslekler zor ve yapılan meslek dünyanın merkezi değildir bana göre. Herkes kendi branşıyla ilgili bu tarz laflar ediyor. Daha bugün denk geldim; bir EĞİTMEN!!! ?En önemli unsur eğitimdir? dedi. Yok öyle bir şey. Her şey çok önemlidir ama bunlardan bazıları -SİZE GÖRE- daha önemlidir sadece. Tiyatro okurken, ben de zorlandım. Çünkü kendini var etmen çok daha güç birşey. Baban ya da aile fertlerinden biri o iş kolunda olunca, bir şekilde sürekli onu örnek almaya itiliyorsun. öğrendiğin, yaptığın herşey de, o kişiyle kıyaslanıyor. iyi bir şey yapıyorsun ?Ee tabi kardeşim, Semih Sergen?in oğlu?? Kötü bir şey yapıyorsun. ?Ee tabi kardeşim, Semih Sergen?in oğlu??
Bengü Arslan – Bir çok alanda sizi ve işlerinizi görüyoruz. Peki ?Çok fazla alanda iş yapmasaydım da, bir tanesine yönelseydim şu an zirvede olurdum? gibi bir düşünceniz oldu mu? Özellikle de Türkiye şartlarına bakarsak?
Toprak Sergen – Bu konuyu oyunculuk okulundayken tartışmıştık. Hocalarımızdan bir tanesi örnek vermişti VE büyük bir tartışma ÇIKMIŞTI.. Adamın biri 42 yaşına geldiğinde, dünyanın en iyi 3. Richard oyuncusu seçiliyor. Başka? BÖYLE BİRİYLE KONUŞMAK NE KADAR SIKICI OLUR? Düşünsenize; hayatınızda tek bir disiplininiz var ve sizi gösterip ?Bu adam var ya; dünyanın en iyi 3. Richard oyuncusu? diyorlar. Peki, başka ne gibi özelliği var bu adamın? ömrü boyunca o oyunu oynaması gerekMİŞ. tarz meselesi AMA bunu tercih etmiyorum. çok şey yapmayı seviyorum ve aslında hayatta DA yapılacak o kadar çok şey var ki? çok utangaç bir tipim aslında. Ama meraklıyım ve bir şey öğrenmenin en iyi yolunun da, onu yapmak olduğunu düşünüyorum. Bazen o konuda iyi olmadığını da anlar hale geliyorsun. Yaptıklarım birbirleriyle bağlantılı işler. Mesela; radyo çocuk kulübüne girdiğimde, ses masasını merak eder hale geldim. Ve nihayette, bu işin bir de ses TEKNİSYENLİĞİ tarafı var. Birileri de orada oturup sesleri kayDediyor. Nasıl kayDedildiğini öğrendikten sonra, kendi ses MATEmatiğini çözer ve kimseden gol yemez hale geliyorsun. Tiyatrodayken de dekor çakardım ve acayip ilgilenirdim. Çünkü o da tiyatronun bir parçası. Televizyona gelince? Drama yaptım, çocuk programı yaptım,Yarışma programı sundum, ?Ünlüler Çiftliği? yarışmasına girdim, film yaptım, dizi yaptım haberler haricinde herşeyi yaptım GİBİ?. Bunlar DA birbirinin içine geçen parçacıklar. VE TABİİ ÇOK YÖNLÜ İŞTE
Bengü Arslan – Sanırım bu yaptıklarınız içinde size en yakıştırılamayan şey ?Ünlüler Çiftliği?ne girişiniz oldu.
Toprak Sergen – Evet. A-B izleyici kitlesi tarafından öyle oldu. Ama onlar da C, D ve E?yi unutuyorlar. ?Ünlüler Çiftliği?ni öğrenmeye çalıştım. Sadece Türkiye?de değil, bütün dünyada en çok reytingi alan program formatı. Aslında kendi iÇinde bir tür drama var orada da. Yazılmamış bir durum var. Bİ DE TABİ canlı yayında adının önünde rakamı gördüğünde, bir yarışmacı olduğunu algılıyorsun O ANDA YARIŞMACI OLMA DUYGUSUNU YAŞIYOSUN.. insanlar sana oy veriyor VE SONUNDA BİRİNCİ SEÇİYORLAR..HARİKA BİŞEY..HERKESE TEŞEKKÜR EDERİM BİR KERE DAHA..
Bengü Arslan – Evliliğe karşı bir duruşunuz var. Bize bundan bahsedebilir misiniz?
Toprak Sergen – Evet evlenmeyeceğim. Çünkü evliliğin sistematiğine inanmıyorum. Aşka inandığım için evliliğe inanmıyorum. Evlilik denilen şeyin aşkı öldürdüğüne ve hayatta tek bir kişiye aşık olunacağına da inanmıyorum. En azından kendim için öyle olmadığını biliyorum. Bulunmaz hint kumaşı değiliz hiç birimiz. Ben de öyle, herkes öyle… Evlilikte bir süre sonra hep aynı şeyi yapar hale geliyorsun, benim gibi değişikliği seven bir insan için bu çok zor. Karşındaki insanın bunu algılaması da zor. hayatımda evlilik pek mümkün değil ama aşk her zaman, daima ve sonsuz?
Bengü Arslan – Biraz da spora olan tutkunuzdan bahsedelim?
Toprak Sergen ? MESELA DALIŞ..300?den fazla dalış yaptım, dünya üzerinde bir çok yerde daldım. Kısacası her çeşidini yaptım ve sıkıldım. Bundan sonrasında ne olabilir dersek; kutuplarda veya çok özel bir noktada olursa yaparım. Şu anki gözdem; Kick-Box. Daha doğrusu, Muay-HAİ. 1 yıla yakın bir süredir yakın dövüş sporuyla ilgileniyorum. Bunu fiziksel satranç olarak görüyorum. Rakibinin hareket eden 4 ayrı YERİ var ve aynı şekilde senİN de. Bu dövüş sırasında sonsuz permütasyona çıkıyor. İnsanlar vahşet olarak görüyorlar ama bence günümüzde özellikle KIZLAR için kendini savunma adına SÜPER bir spor?. kendini savunmak adına spreyler ediniyorlar. Saldırıda onu çantadan çıkarana kadar, zaten olay biter. bu tarz sporları YAPINCA, karşındakinin hareketlerini izleyip, NE YAPACAĞINI tahmin etme şansını yakalıyorsun. Çok müthiş bir şey. Muay-THAİ?DEN önceKİ AŞKIMSA, Tang… yaklaşık 3 sene kadarDIR DEVAM. İkisi birbirine çok benziyor bence. İkisinde de partnerin var, ona göre hareket ediyorsun. Partnerini çok iyi kollaman gerekiyor. Ritm duygusu var, denge gerekiyor, fit olmak gerekiyor. Ama birinde SPOR ADINDA BİŞEY yapıyorsun, birinde dans ediyorsun.
Oscar Wilde?a bir Milonga Gecesini izledikten sonra ?Nasıl buldunuz??? demişler.O da?Her şey çok güzel de, neden ayakta?? demiş..Şaka maka; Tango?nun asıl güzelliği karşınızda bir GÜZELLİĞİN olması. Bir hanımefendiyle dövüşmektense Tango yapmak tercihim olur tabi.
Not:daha da detaylı bilgi için www.topraksergen.com?a bi uğrayın isterseniz?