Veysel Diker ve Avrupa Yakası
Veysel Diker Röportajı
Türk tarihinin en uzun soluklu komedi dizisi olma yolunda ilerleyen AVRUPA YAKASI?nın Taco?su Veysel Diker oyunculuk kariyerinde emin adımlarla ilerliyor?
Avrupa Yakası ile daha büyük kitlelere ulaştığını belirten başarılı oyuncu Veysel Diker ile güzel bir sohbet gerçekleştirdik?
as- Konservatuar öncesinde başka bir bölüm okumuş sanırım Veysel Diker? Neden okuduğunuz bölüme yönelik bir iş değil de oyunculuk?
Veysel Diker- Harita üzerine bir eğitim aldım ben, tuhaf bir meslek eğitimi aldım daha önce çalışmaya da başladım. Tiyatroyu ise amatörce yapıyordum. Tiyatroyu çok sevdiğimi düşündüm ve okul bittikten sonra tiyatro yapmaya devam ettim, sınavlara girdim ve 2. üniversitemi okudum. Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü?nü bitirdim. Ondan sonrada İstanbul?a geçtim, 10-11 yıldır İstanbul?da yaşamaktayım. Mesela benim başka bir mesleğim var, soy ismimden kaynaklanan bir mesleğimde var aslında, soy ismimden de anlayabileceğiniz gibi bizim ailede herkes terzi.
as- Birçok dizi, reklam ve sinema projesinde yer aldınız. Bize biraz yer aldığınız projelerden bahseder misiniz?
Veysel Diker- Yılan Hikayesi, Şaşı Felek Çıkmazı, Evdeki Yabancı, Dedelerimi Evlendirirken, Tatlı Hayat, Son, Abdülhamit Düşerken, Fişgittin Bey, Avrupa Yakası, Sevda Tepesi, Hayırdır İnşallah, Dünyayı kurtaran adamın oğlu, Adem?in Trenleri gibi birçok projede yer aldım.
?Benim daha büyük kitlelere ulaşmamı sağlayan Avrupa Yakası?dır diyebilirim.?
as- Bu kadar projede yer almanıza rağmen adınız TACO olarak Avrupa Yakası popülerliğiniz arttı?
Veysel Diker- Zaten son 5 yıldır Avrupa Yakası?ndayım. 10 yıldır İstanbul?dayım ve bu sürecin büyük bir bölümü Avrupa Yakası?yla geçti. Evet, Avrupa Yakası ben ve benim gibi birçok oyuncu arkadaşımın ismini parlatan bir iş oldu. Başarılı bir iş oldu ve benim daha büyük kitlelere ulaşmamı sağlayan Avrupa Yakası?dır diyebilirim.
as- Avrupa Yakası projesinde yer almanız nasıl oldu?
Veysel Diker- Plato filmde Gülse Birsel ile görüştük, bu iş görüşmesi için? Konuştum anlattım anlattım anlattım “Aha Tacettin bu” dedi? Ve Tacettin oldu. Gülse?nin kafasındaki Tacettin?e uyduğu için herhalde? Ama o evlendikten sonra Tacettin dizide bunalımda, nerde olduğu ne yaptığı belli değil? Serseri mayın gibi geziyor Tacettin. Tacettin?in kaderi ne olacak bilemiyorum.
as- Avrupa Yakası?ndan teklif geldiğinde bu kadar ilgi göreceğini tahmin etmiş miydiniz?
Veysel Diker- Yok etmemiştim. Ekipte hiç çürük yoktu. Daha nereye gidebileceğini de kimse bilmiyor. Belki filmi, müzikali hatta tiyatrosu bile yapılabilir. Gülse?nin müthiş bir zekası var her şeyi başarabilir.
as- 5 yıldır Tacettin?le özdeşleşmek, insanların yolda sizi gördüğünde TACO diye hitap etmeleri nasıl bir duygu, onunla özdeşleştirilmek sizin için ne ifade ediyor?
Veysel Diker- Aslında çok güzel bir duygu hoşuma gidiyor, Taco gariban, aşka ulaşamamış bir kardeşimiz, beni de öyle sanıp üzülüyorlar, ben öyle değilim?
as- Taco sizce başka birine aşık olabilecek mi?
Veysel Diker- Vallahi bilemiyorum, o Gülse Birsel?in hayal gücüne kalmış bir şey. Ama Tacettin olarak tanınmak hoşuma gidiyor, çünkü Tacettin?i herkes seviyor.
?İyi olan kazanır.?
as- Şu anda dizi sektörüne bakışınız nasıl, çoğalan diziler, eğitimsiz oyuncular?
Veysel Diker- İyi olan kazanır diyorum, bu iyi olma yarışı aynı zamanda, o olsun bu olmasın demek çok etik değil bence, herkes ürününü sunsun piyasaya, her alan için geçerli bu, tabii siz hangisi kaliteliyse onu alıyorsunuz, kalite olmayan da maalesef piyasadan silinip gidiyor, keşke herşey herkes kaliteli olabilse? Bir de şöyle iyimser bir şey söyleyeyim, her malın alıcısı var onun için fazla da eleştirmemek lazım.
?Veysel Taco?dan daha fazla eğleniyor.?
as- Dizideki eğlenceli karakterinizle kendinizi bağdaştırabiliyor musunuz?
Veysel Diker- Eğleniyorum ben kesinlikle. Bu yaşımı çok seviyorum, insanlar yaşlanmaktan korkarlar ya, zihnim açılıyor, şuurum açılıyor ve hayatımın farkına varıyorum. Veysel Taco?dan daha fazla eğleniyor. Hayatımda bir bakış açısı geliştirdim, Tacettin de bunların mimarlarından birisi ama ben birçok karakter oynadım, oyunculuk sayesinde hayatı kavramayı öğrendim, dilediğim gibi yaşıyorum. Kasmaya gerek yok cümlesini kullandığınız an kasmıyorsunuz ve hayat çok daha güzel oluyor. Ben mutluyum?
as- Kamera arkası görüntülerine baktığımızda tüm ekibin çok eğlendiğini görüyoruz?
Veysel Diker- Biz diziyi çekerken inanılmaz eğleniyoruz, bazen bizim sette dizi durur, gülme krizlerimiz bitsin diye. Molalarımız bizim gülme krizlerinin yaşandığı anlarda oluyor. Özellikle muhallebici tayfası olarak çok eğleniyoruz. Çok keyifli bir işimiz var. İş ortamı neşemize neşe katıyor.
?Gülse daha hanımefendi??
as- Gülse Birsel?in her zaman daha ciddi ekipten biraz daha farklı bir tutum sergiliyor?
Veysel Diker- O Ana Kraliçe. O da gülüyor tabii ki de onun kişiliğiyle de ilgili bir şey, o biraz daha prezantabl, bir de erkekler biraz daha vahşi oluyor, biz erkeklerde komedi unsurunun dışa vurumu daha fazla yaşanıyor. Öyle bir genelleme yapabiliriz. Gülse daha hanımefendi?
as- Şu an oynadığınız müzikalden biraz bahsedebilir misiniz bize?
Veysel Diker- “Romantika” adlı bir müzikalimiz var. Şimdi turnesine geldik Ankara?ya, İstanbul?da kapalı gişe oynadık. Hikaye ve projesi Türker İnanoğlu’na ait olan “Romantika” da, Zeki Alasya, Melek Baykal, Çağla Şıkel, Özgür Çevik, Tarık Pabuçcuoğlu, Ali İpin gibi çok iyi isimler yer alıyor. Acayip bir kadrosu olan çok kaliteli isimlerin olduğu, koreografisini Tan Sağtürk? ün yaptığı çok hoş bir oyun- şov, oyunlarımız 1500- 2000 kişiden az kişiyle oynanmıyor. Hoş bir sahne gösterisi böyle bir işin içinde almak benim için büyük bir mutluluk.
?Alaylı arkadaşlarımın daha büyük bir çaba harcaması lazım??
as- Konservatuarlı bir oyuncu olarak alaylı oyunculara bakışınız nasıl?
Veysel Diker- Asla kötü değil. Şöyle ki işin ilmini çözebilirlerse, çünkü okullar bu işin düşünsel kısmını destekliyor. Yani teknik kısımlarını ve zihinsel olarak kendilerini tamamlayabilirlerse başarılı olabilirler. Tabii ki bu biraz zor. Çünkü okulda 4 sene boyunca bu işe konsantre oluyorsunuz, eğitim alıyorsunuz, o odaklanma, biyoenerjinin dağılmaması çok çabuk bir gelişim sağlıyor ve çok daha çabuk başarıya ulaşabiliyorsunuz. 4 yıl emek harcamış oluyorsunuz ve bu çok zor, İstanbul?da dar bir alanda yapılan çok risk payı olan ve zor bir iş? Konsantrasyonunuz yüksek olmazsa tutunmanız çok zor. Her sene yüzlerce yeni mezun İstanbul?a geliyor fakat İstanbul?da bunu karşılayacak kapasite yok ve dolayısıyla da çok iyi olmak zorundasınız. Alaylı arkadaşlarımın daha büyük bir çaba harcaması lazım. İyi olan kazanıyor zaten?
as- Dizilere baktığımızda tiyatro kökenli oyuncuların daha uzun soluklu var olabildiklerini ve başarılı olduklarını görüyoruz?
Veysel Diker- Doktorluk nasıl eğitim alınmadan yapılamıyorsa, o da bir cerrahi, bedensel bir cerrahi.. çok hassasa ve değerliyse ben de tiyatronun sosyal bir cerrahi olduğunu düşünüyorum, hayatı kesmek, bölmek? Bunu yapan kişilerin de bu işi bilmeleri gerekiyor ki Orta Çağ?a yoldan geçen birisi de doktor olabiliyordu. Yoldan geçen birisi de yapabiliyorsa bu işi ki bir süre sonra yapamayacak bence, çünkü bu iş çok ciddi. Hayatı insanlara anlatıyoruz, anlatan kişilerin de ehil olması gerekiyor. Bu her şey için geçerli, müzik için, mühendislik için, her şey için. Bir evlilikte bile konsantrasyon olmazsa o çocuktan hayır gelmiyor. Aileye konsantre olmasanız olmuyor. Bence hayat uzmanlaşmayı gerektiriyor bence, bu alnda da yüksek çaba harcamamız gerekiyor.
Röportaj: Bengü ARSLAN
Fotoğraf: Özgür PUNAR
Sayın Arslan sitenizde kullanılan materyallerin sahiplri sizden şikayetçi olmak üzre
) halka açık alanlarda eserlerimi sergileyip adımı yasmıosun
siten hayırlı olsun cnm